Dear all,
I have moved my blog to http://www.alkankoray.net address and no longer be using WordPress.org for posting new entries. However, my old entries will remain visible here.
Dear all,
I have moved my blog to http://www.alkankoray.net address and no longer be using WordPress.org for posting new entries. However, my old entries will remain visible here.
Mac OS’i Microsoft’tan ayiran ve Steve Jobs’un ovunmekten cok fazla hoslandigi konulardan bir tanesi de yazitipleridir. Windows’un Vista’dan once varsayilan olarak kapali gelen “ClearType” secenegini aktif hale getirseniz bile Mac’in font yumusatmasinin yanina dahi yaklasamiyor Windows. Ama bazi ek yontemlerle bu problemin ustesinden kolayca gelebilirsiniz:
1. Adim: Mac’ten Windows’a Font Aktarimi
Apple’in built-in fontlarini direkt olarak Windows’a aktaramiyorsunuz, bunun icin ek bir yazilima ihtiyaciniz var. Tavsiye edecegim fontlar Helvetica, Helvetica Neue ve Lucida Grande. True-Type’a cevirmek icin ise CrossFont yazilimini kullanabilirsiniz: http://www.asy.com/scrcf.htm Ardindan, .ttf uzantili bu font’lari Windows\Fonts dizinine kopyalamaniz yeterli. En son islem, masaustunde sag tiklayip Properties/Goruntu Ozellikleri’ne girip sistemin yazitiplerini degistirmek.
2. Adim: Font Smoothing/Yumusatma
ClearType ne yazik ki bu yeni font’lari goruntulemekte yetersiz kaliyor. Bu noktada ise baska bir ufak yazilim olan GDI++ devreye giriyor. Mac’e yakin bir yumusatmayla ekran yazilari cok daha guzel gozukuyor. Ucretsiz olarak http://free.flop.jp/gdi++/src/gdi0909.zip adresinden indirebilirsiniz.
Bu 2 adim sonunda cok daha user-friendly bir goruntuyle karsilasacaksiniz. Helvetica, Helvetica Neue ve Lucida Grande’i kar amaci gutmeden kullanmak icin buradan indirebilirsiniz.
Son zamanlarda Desktop PC’lerin yerini laptop’larin alma hizindaki artisla beraber hirsizliklarda da ayni oranda bir artis gozlemlemeye basladim. Kaybolan ya da calinan bilgisayarlarin geri bulunmasi ise neredeyse imkansiz. Ancak bir MacBook’unuz varsa bu o kadar da zor degil. Ufak bir program yardimiyla MacBook’unuzun en son nerede, kim tarafindan kullanildigini, kullanan kisinin neler yaptigini, hatta fotografini dahi gorebilirsiniz.
Adim 1 – Firmware Password Koyun
Firmware Password nedir? MacBook’unuz varsayilan disk haricinde bir media araci ile acmak istenirse, DVD ya da Boot Camp Partition‘i gibi, kullanicinin karsilasacagi sifredir. Boylelikle kullanan kisinin Mac OS isletim sistemine girmekten baska bir caresi kalmamis oluyor. Bu konuda yardim icin surayi ziyaret edebilirsiniz : http://www.orbicule.com/undercover/mac/faq.php?q=firmware
Adim 2 – Automatic Login’i Kapatin ve Sifre Koyun
Bilgisayarinizin acildiginda vakit kazanmak icin yapmis olsaniz da guvenlik icin mutlaka bu opsiyonu iptal edin, ve username kismina Isim, Soyad, hatta telefon gibi iletisim bilgilerinizi yazin. Calinti oldugundan suphelenen birisi olursa sizinle iletisime gecebilir. Turkiye’de bu durumun birkac ornegine internette rastladim.
Adim 3 – Orbicule Undercover
Bahsettigim program bu. Lisans ucretleri $39 ile $49 arasinda degisiyor. Yaptigi islem ise soyle: MacBook’unuz calindiginda kisi oturum acinca program belirli araliklarla ekran goruntusu aliyor, iSight ile yine belirli araliklarla kullanicinin fotografini cekiyor, baglandigi aglarin listesini tutuyor, ve tum bu bilgileri size gonderiyor. Boylelikle hirsizin kimligini ogrenebiliyorsunuz.
Programi indirmek icin : http://www.orbicule.com/undercover/mac/
Sonuc olarak, Mac’inizde eger hayati onem tasiyan bilgileriniz varsa bu yontemleri mutlaka uygulayin.
Gectigimiz haftalarda yillardir Windows Mobile kullaniyor oldugum icin oldukca zor bir secim yapmak zorunda kaldim. Uzun zamandir kullandigim ve her ne kadar hantalligindan sikayetci olsam da fonksiyonalite bakimindan bir PC’yi aratmayan Windows Mobile PDA’imden vazgecip BlackBerry almaya karar verdim. Bu karari vermem bir ayimi aldi. Bulabildigim her tur yorumu, arastirmayi, karsilastirmayi okudum. Bundan onceki PDA’im Benq‘da dokunmatik ekranla QWERTY klavye bulunuyordu. Kisa sureli iPhone ve BB Storm denemelerinden sonra yine QWERTY klavyeli bir cihaz alacaktim.
Sonuc olarak, yaklasik 1 haftadir BlackBerry Bold 9000 kullaniyorum ve bir kiyaslama yapmam gerekirse birkac eksisinin yaninda Windows Mobile’i kesinlikle aratmadigini soyleyebilirim.
Simdilik bir BB cihazla olmazsa olmaz olan BIS (BlackBerry Internet Service) uyeligimi baslatmadim, onceden kullanmakta oldugum GPRS paketi uzerinden 3G ile internete giriyorum. Ay sonunda finallerin bitimiyle beraber BIS’e gecmeyi planliyorum.
→ BIS olmadan mevcut GPRS paketinizle internette nasil gezinirsiniz?
Cok basit. Ancak belirtmeliyim ki bazi programlar BIS/BES uyesi olunmadan calismayacaktir; BB Browser, Messenger‘lar gibi. Bunun icin de browser olarak Opera Mini 5, messenger programi olarak ise IM+ kullaniyorum. O yuzden gecici degilse bu yontemi kesinlikle tavsiye etmiyorum! Yapmaniz gereken ayarlar soyle:
GPRS APN Ayarlari
Menuden Options>Advanced Options>TCP/IP‘ye giriyoruz, ve APN Settings Enabled’i ve APN Authentication Enabled’i tickliyoruz. Ardindan AVEA (muhtemelen diger operatorler de dahil) icin,
APN: internet
Username for APN: gprs
Password for APN: gprs
yazip telefonu tekrar baslatiyoruz. Boylelikle herhangi bir BIS/BES data paketi olmadan sinirli da olsa islerimizi gorecek kadar internete 3G hiziyla girebiliyoruz.
Linux‘ta zorluk cektigim konulardan birisi Windows Server‘dakinin aksine bilgisayara merkezi muzik sistemini baglayamamam olmustu. Ancak biraz arastirmadan sonra ALSA ses karti driver’larini indirip kurdum ve console’da calisabilen ve bir terminal application’i icin muhtesem denebilecek bir arayuze sahip olan MOC (Music on Console) Player’i buldum.
Boylelikle istedigim gibi muzik yayini yapabilir duruma geldim.
Bu kadarla yetinmeyip acaba Last.fm‘i terminal‘den dinleyebilir miyim diye baska bir arastirmaya basladim ve sonucu cok garipti. Yaygin olarak kullanilan LastBASH, mantigi istediginiz radyoya programda tune eden ve radyoda calan muzikleri bir m3u playliste kaydeden, daha sonra bunu istediginiz media player ile acip last.fm’i dinlemenizi saglayan bir program. Biraz karisik gelse de yukleyip kurdugunuz an hic sorun yasamadan mantigini anlayabilirsiniz.
Ancak bir suredir problemli bir sistem. Nedeni ise, m3u (playlist) dosyasinin bulundugu server’in yanit vermemesi. DNS ayarlariyla oynayip proxy dahi denemis olmama ragmen sonra bir aydir siteye bir turlu baglanamiyorum. Yani last.fm’i dinleyemiyorum.
Baska bir artisi yine SSH konusunda, MOC Player’i remote olarak diledigim gibi kontrol edebilmem extreme-mobility ozelligini sagliyor bana; uyanir uyanmaz yataktan dahi kalkmadan muzik dinlemeye baslayabiliyorum.
Kesinlikle oneririm!
1 aydan uzun suren bir deneme surecinden sonra Windows Server 2003 uzerindeki tum verilerimi Ubuntu Server 9.10‘a tasidim. Verileri baska bir ortama tasiyarak yedeklemem yaklasik 5 saatimi aldi ve sonunda 40 dakika kadar suren bir kurulumla HTTP server’imi Ubuntu Server 9.10 Apache2 ile calisir duruma getirdim.
Yukleme esnasinda LAMP (Linux Apache MySQL PHP) server paketini kurdum ve .NET/ASP kullanan butun sayfalarimi .PHP‘ye cevirdim. Madde madde izlenimlerimi yazmam gerekirse,
Bu sure zarfinda Apache’nin 1 kez cokusune tanik oldum. Hicbir hata detayi almamam ise beni cok sasirtti. Tek bilgilendirme satiri soyleydi : “Starting Apache Web Server … failed“.
Bu cokusun nedenini ise ayarlari Webmin uzerinden bir GUI (Graphical User Interface) ile yaptiginizda apache2.conf dosyalarina yazilan komutlar biraz karmasik oldugundan cok kolay anlayamiyorsunuz. Cozum olarak ise apache2.conf’u tekrar yapilandirdim.
PHP Pear Mail paketi ile SMTP uzerinden e-posta gonderebilmek en isime yarayan eklentilerden birisi oldu. IIS’te bu islem icin kullandigim workaround server’a gonderilen, diger bir deyisle bana ya da diger hostlarima, mesajlari database’de saklamakti. Bakiniz http://www.phpmaniac.net/wiki/index.php/Pear_Mail
Windows Server’in eksikligini hissettigim tek sey evde server uzerinden merkezi muzik yayini yapabiliyor olmamdi. Buna da bir cozum bulursam, IIS’e uzun bir sure donmeyecegim gibi geliyor.
Google yeni isletim sisteminin duyurusunu yapip Microsoft’u korkutadursun, dunya capinda bir anda sukse yapmayi basaran son derece sade ve hizli web browser’i Google Chrome artik Mac icin de kullanilabilir durumda. Henuz Beta asamasinda olmasina ragmen neredeyse sorunsuz olarak calisiyor.
Bir tur Power User degilseniz ve web browser’i yalnizca internette gezinmek icin kullaniyorsaniz ihtiyaclarinizi fazlasiyla karsilayacak, piyasadaki belki de en hizli acilma suresine sahip tarayici Chrome. Bunu ozellikle Mac’te acik bir sekilde hissediyorsunuz.
Firefox, Flock, Opera gibi browser’larin bence en buyuk dezavantaji acilis hizlarinin Mac OS ortaminda oldukca yavas kalmis olmasi; Safari ile kiyaslanamayacak derecede. Ancak Google Chrome bu sorunu ortadan kaldirmis. Tikladiginiz anda milisaniyelerle olculecek zaman biriminde karsiniza Home Page’iniz geliyor ve hemen adresi yazip gezintiye baslayabiliyorsunuz.
Olumsuz yonlerinden bir tanesi, Internet Explorer haric diger tum browserlar gibi “inline completion” ozelliginin Chrome’da da olmamasi. Bu tam olarak nedir? Cok basitce, Internet Explorer’da ancak Gelismis Ayarlar’dan acilacak bir ekrandan ayarlanabilen ve Safari’de built-in olarak bulunan, adresi yazmaya basladiginizda en son ya da en sik girdiginiz sitenin adresinin direkt olarak adres cubuguna yazmasi ve enter tusuna bastiginizda gezintiye baslayabilmeniz. Resimde bu ozelligi acikca gorebilirsiniz.
Diger bir eksisi ise, cok fazla kaynak kullanmasi. Ne zaman YouTube’da bir video izlemege kalksam islemci kullanimi 80% seviyelerine cikiyordu. Bunu ise Beta olmasina bagliyorum, umarim sonraki release’lerde bunu cozerler.
Bunlarin haricinde user interface’i oldukca guzel, Safari gibi oldukca sade. Mac kullanicilarinin denemesi gereken bir browser olmus.
Hayatinizi duzenli yasamayi seviyorsaniz onemli toplantilarinizi, bulusmalarinizi elbet not aliyorsunuzdur. Ancak butun verilerinizi elektronik ortama tasimaya kalkistiginizda buyuk senkronizasyon problemleriyle karsilasirsiniz. Evdeki PC’nizde takviminize eklediginiz bir bulusmayi telefon ya da cep bilgisayariniza eklemeyi unuttuysaniz ve hafizaniz o kadar da iyi degilse cok kotu durumlarla yuzlesmek zorunda kalabilirsiniz.
Senkronizasyon servisleri yakin zamana kadar yaygin degildi ancak su anda bir Gmail ya da Google Apps kullanicisi iseniz ister Windows ortaminda olun ister Mac OS, ister Pocket PC kullanicisi olun ister Blackberry, takviminizi, telefon rehberinizi ve e-postalarinizi her an senkronize tutmak cok basit.
Mac OS Snow Leopard’da bu islem cok basit olmasina ragmen Windows’ta ufak programlar ile bunu saglayabiliyorsunuz.
PC’nizde yaptiginiz bir degisiklik aninda Google hesabinizdaki verilerinizi guncelliyor, ve PDA’inizi de Google ile senkronize hale getirdiginizde 3 ayri ortamda ayni veriler guncel bir sekilde erisilebilir oluyor.
Avantajlarina gelirsek. Oncelikle en kotu ihtimalle en az bir sekilde verilerinize, notlariniza, takviminize ya da telefon rehberinize erisiminiz oluyor. Cep telefonunuz ya da pc’niz yaninizda degilse herhangi bir internet baglantisi kullanarak Google’dan bilgilerinize erisebiliyorsunuz.
Ikincisi boylelikle butun randevularinizi goruntuleyebiliyor ve planlamanizi cok daha efektif bir sekilde yapabiliyorsunuz.
Daha detayli bilgi icin Google Sync Services web sitesini ziyaret etmenizi oneririm.
http://www.google.com/sync/index.html
Yalniz bir uyari; bu sistemi kullanmaya baslayacaksaniz her randevunuzu mutlaka aninda bir sekilde kaydedin. Unuttugunuz taktirde etkinligi takviminizde goremeyeceginizden yanlislikla ayni saate baska bir randevu koyarsaniz cok kotu durumda kalabilirsiniz.
Hatta kaliyorsunuz, benden soylemesi!
Ubuntu Server 9.10 kurmus olmamdan henuz 1 hafta bile gecmemis olmasina ragmen bu sure zarfinda sisteme 3 kez format attim, Mac’e VMware uzerinde Ubuntu kurdum, CentOS kurulumu denedim, Ubuntu’yu iki kez daha kurdum. Anlasilan FTP sorunu bir dizi problemin sadece bir baslangiciymis!
Internet en buyuk yardimcim oldu bu surecte ve sonunda mukemmele yakin calisan bir sisteme kavustum. 1 gun boyunca test server’i uzerinden yayin dahi yaptim. Iste simdilik karsilastigim sorunlar ve workaround’lari:
→ Apache Virtual Host Problemi
Ubuntu’yu toplamda 3 kez kurmamin ana nedeni aslinda buydu. Bircok web sitesini ayni server’da tek IP uzerinde barindirdigim icin Apache’nin virtual host ozelligini kullanmam gerekti. IIS’te bunun icin ek hicbir islem yapmama gerek yokken Apache icin bir konfigurasyonlar dizisini modifiye etmem gerekiyordu. Ancak internetten buldugum ve Ubuntu Server 9.10 icin olan hicbir tutorial isime yaramadi. Her defasinda Apache coktu ve her seye bastan baslamam gerekti.
En son kurulumumda Webmin modulunu yukledim ve tum islemleri, kurulan bir web arayuzu araciligi ile yaptim. Baslarda bu bile sorunlara neden oldu ki ornegin bircok virtual host tanimlamama ragmen a.com b.com c.com, adrese ne yazarsaniz yazin hep ayni siteye yonlendiriyordu Apache kendiliginden. Bunun ise basit bir Port hatasi oldugunu gordum, Virtual Host yaratirken Port belirtmediginiz taktirde Apache en son kurulan virtual host’a yonlendiriyor adres ne olursa olsun. Sanirim bir tur Bug.
Linux icin olan bircok FTP programini denedim, bunlara VSFTPD, SFTP, VFTPD ve PURE-FTPD dahil. Pure-FTPD haric hepsinde yine Virtual User yaratma sorunu ile karsilastim. Ardindan Pure-FTPD haric hepsinde kullanici yaratabildim ancak bu sefer de login bilgilerini degistiremedim.
Pure-FTPD kurulumu sorunsuz gecti, istedigim kadar user olusturup kisisel ayarlarini degistirebiliyorum. Yalniz dun aksam 2 saatligine anlam veremedigim bir sorunla karsilastim: Gerek network icerisinden gerekse disaridan baglanti kuramiyordum. 425, Sorry Wrong Address hatasi aliyordum devamli. Gizemli bir sekilde birkac kez remove & reinstall isleminden sonra bu sorun da cozuldu.
En onemli problemlerden birisi: PHP ile mail gondermek. IIS’te bir turlu ustesinden gelemedigim problemdi. Ne yaparsam yapayim, ne kendi server’imdan ne de baska bir SMTP server‘dan email gonderemiyordum. Linux’ta yine boyle bir sorunla karsilasmaktan korkuyordum. Ancak PHP PEAR ile Google Apps‘deki hesabimdan SMTP ile mail gondermeyi basardim. Local olarak kendi SMTP server’imdan gondermeye vakit ayirir miyim bilmiyorum, onceki deneyimlerimden dolayi IP adresimin whitelist‘te olmamasindan dolayi bircok mailbox’a SPAM olarak gittigini biliyorum.